Anasayfa > Konuk Yazarlar > "Hadi Bi' Influencer Olayım" | Gelişim, Seninle

"Hadi Bi' Influencer Olayım" | Gelişim, Seninle

20 Temmuz 2020

  • 335

Çünkü aradan sıyrılmak, insanların ilgisini çekebilmek, bunu düzenli içerik üretimine dönüştürmek ve bunları uzun bir süre beklediğiniz oranda geri dönüş almadan yapabilmek gerçekten azimli ve tutkulu olmayı gerektiriyor.


oitheblog // Öykü Doğan & İdil Atay


Sosyal medya hepimizin hayatına etki etti, hepimizin hayatını, alışkanlıklarını, zaman geçirme yöntemlerini iyi ve kötü anlamda sonsuza kadar değiştirdi. Ancak bizim kişisel tarihimizde yarattığı etki sanıyoruz ki pek çok kişininkinden biraz daha farklı.


Bundan 15 sene önce bize üniversitede okuduğunuz bölümü, lisedeki matematik notlarınızı ya da aranıza okyanuslar girmiş olmasını dert etmeyin, ileride hayatta en sevdiğiniz şeyi yaparak geçiminizi sağlayacak, binlerce kişiye seslenecek, üstelik bunu 20. yüzyıldan kalma dostluğunuzun ve birtakım ortak tutkularınızın yardımı ile yapacaksınız deseler büyük ihtimalle güler geçerdik. Şimdi, 2020 yılında, karantinada, dünyayı henüz tam ne olduğunu bile kavrayamadığınız bir virüs sarmışken ve pek çok kişinin bir meslek olduğunu henüz kabullenmediği “işimizi” yapamazken yazıyoruz.


Girişe bakınca başarı öyküsü temalı bir yazının ilk cümlelerine şahit oluyorsunuz gibi geldiyse hemen araya girmek isteriz, çünkü biz bu serüveni tam olarak o şekilde değerlendirmiyoruz. Eğer bazı konularda başarılı olduğumuz varsayılabilirse, bu pek çok iş alanında önemli olabilecek birkaç faktörün bir araya gelmesiyle gelişti denilebilir; doğru zamanlama, birtakım eksiklerin tespit edilmesi, azimli olmak ve tabii ki biraz da şans.


Biz 1996 yılında tanışmış iki ilkokul arkadaşı; birimizin Amerika’daki sekiz senelik yaşamının ardından Türkiye’ye geri dönmesi ile bir arada yaşamaya başladık. Birimiz işletme bölümü mezunuyuz, bir diğerimiz ise senarist. Henüz influencer kavramının çok da yaygın olmadığı, daha YouTuber meselesinin yeni yeni popülerleşmeye başladığı 2013 yılında, birlikte gerçekleştirdiğimiz 3-4 günlük turistik seyahatlerde herkes gibi nereyi gezelim, nerede yiyip içelim araştırmaları yaparken mütemadiyen yabancı kaynaklara yöneldiğimizi fark edince; “madem böyle bir eksik var, o zaman biz gittikçe bu notlarımızı bir yere yazalım” diye düşünerek az bilgimizle bir blog açma kararı aldık. Bunu yaparken ise para kazanmak, binlere hitap etmek gibi bir gayemiz yoktu. Aslına bakarsanız böyle bir şeye ihtimal bile vermiyorduk. Yalnızca bir eksikliği gidermek, bildiklerimizi aktarmak istedik. Bu dönemde bizimle benzer işi yapan kişilerin büyük bir kısmı da bizim gibi gençlere hitap etmediği ve daha farklı tarzlarda olduğu için aslında var olan bir açığı kapatmış olduk ve bu bizim yaş grubumuzun dikkatini çekmeye başlamamızı sağladı. Bunda tabii ki iki yakın arkadaşın kişisel yaşantılarını açmış olması, esprili tarzımız ve pek çok kişinin ilgisini çekebilecek seyahat temasının ağır basmasının da etkisi vardı.


Tahmin edersiniz ki, ilk etapta pek de fazla insana hitap etmiyorduk. Henüz bir Instagram sayfası açmayı bile akıl edememiştik ve yalnızca blog sayfamızda kendi zevkimize uygun birtakım rehberler oluşturuyor, çektiğimiz fotoğrafları paylaşıyorduk. Ancak zamanla Instagram’ın popülerleşmesi ve bizimle aynı temada olmasa bile kişisel hayatını hikayeleştirmeye, paylaşmaya başlayan insanların artması ile biz de bu serüvene dahil olduk. Özetle pek de planlanmış bir şey değildi. Bu noktada Instagram’ın asla yazılarımızın ve kaliteli içeriğin önüne geçmemesi ve ne olursa olsun bu kısımdan vazgeçmemek, işin kolayına kaçmamak gibi bir karar da aldık ve halen aynı şekilde devam ettirme gayretindeyiz. İşler bu noktaya gelene kadar aslında bu kadar az insanın okuduğu bir şeye niye bunca zaman ayırıyoruz diyerek çok kez vazgeçmeye yönelebilirdik ama, bu noktada seyahat tutkumuz ve yavaş yavaş da olsa almaya başladığımız olumlu reaksiyonlar ile başladığımız şeyi devam ettirdik. Neticede ilerleyen yıllar ile bizim de varlığından haberdar olmadığımız influencer kavramı ortaya çıktı. Bu zamanla bir iş dalına dönüştü ve günümüzdeki halini aldı.


Gayet dürüst olalım, 2020 yılında “hadi bi’ influencer olayım” deyip de hemen binlere hitap etmek ya da kazanç sağlamaya başlamak, en önemlisi de kemik bir kitle oluşturmak pek de kolay değil. 2013’te başka sebeplerden kolay değildi, şimdi ise yaşanan değişim sebebi ile çok başka sebeplerden. Günümüzde bu işi yapan ya da yapmak isteyen o kadar çok insan var ki, eğer farklı bir yönünüzü ortaya koymuyor ya da farklı bir şey sunmuyorsanız ön plana çıkmak gerçekten de çok güç. (bazen bir TikTok videosuna bakıyor tabii, biz öyle bir influencer’lığı kast etmiyoruz:)) Bu noktada bizim ilk başladığımız yıllardaki bir açığı yakalamak, bir eksiği kapatmak ve azimli olmak kavramları kesinlikle hala büyük önem taşıyor. Çünkü aradan sıyrılmak, insanların ilgisini çekebilmek, bunu düzenli içerik üretimine dönüştürmek ve bunları uzun bir süre beklediğiniz oranda geri dönüş almadan yapabilmek gerçekten azimli ve tutkulu olmayı gerektiriyor.


Dışarıdan bakınca yalnızca fotoğraf çekip paylaşarak ya da “ekranı yukarı kaydırarak” para kazandığı düşünülen pek çok insan arka planda aslında pek çok farklı iş alanını bir arada ve çoğunlukla tek başına yürütüyor. Bu işi hakkı ile, gerçekten iş olarak yapan kişiler; içerik üretmek, metin yazmak, doğru bir şekilde hedef kitlesine uygun tanıtımlar yapmak, mütemadiyen yeni fikir üretmek, şayet bizim gibi bir web sitesine sahip ise Instagram’da tamamen bağımsız olarak bu siteyi yürütmek, burası için düzenli olarak sayfalarca içerik yaratmak, fotoğraf çekmek, bu fotoğrafları düzenlemek, sitenin teknik işleri ile ilgilenmek gibi çok fazla iş ile ilgileniyorlar. Bunu gerçekten işi haline getirmek isteyen birinin nasıl bir sürece gireceğinin, bunu özenerek, önemseyerek, sosyal medyada kendini temsil ettiğinin ayırdında yapacak birinin nasıl bir sürece gireceğini de bilmesi gerekir diye düşünüyoruz. Şayet bu söylediklerimiz, bu alana giriş yapmak konusunda motivasyonunuzu düşürüyorsa öyle olmamalı. Çünkü aynı zamanda size sonsuz üretme ve yaratma fırsatı veren ve bunu kendi yetenekleriniz, ilgi alanlarınız, sevdiklerinizden yola çıkarak, dünyanın neresinde olursanız olun yapabileceğiniz, bağımsız olabildiğiniz bir yaşantıdan söz ediyoruz.


Girişte koronavirüs sebebiyle bu satırları evimizde, işimizi yapamazken yazdığımızı söylemiştik. Tahmin edersiniz ki influencer’lar bir maaş falan da almıyorlar :) Ancak şu anda her şeyi en baştan alacak olsak sanıyoruz ki, yine o çabayı gösterir ve işlerin bizim açımızdan bu noktaya gelmesi için uğraşırdık. Çünkü bu hayatta verdiğimiz en iyi karar Oi The Blog’u açmak oldu. Farklı alanlardaki yeteneklerimizi birleştirerek kurduğumuz bu iş ve tabii ki tüm bunların dünyayı gezmemize olanak tanıması… Biraz olsun benzer görüşlerdeysek, denemekten zarar gelmez, yeni bir girişim için ilk zorlamanız bizden olsun. :)